Tutuklanan ve görevden alınan ardaından CHP'den ihraç edilen eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın "etkin pişmanlık" kapsamında verdiği iddia edilen ek ifadede adı geçen CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan'dan açıklama geldi.
CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Kimse bizim onurlu yaşamımızı, pespayeliklerinin bir parçası yapamaz.
Bugünkü iftira serisinde benim de adımı geçirmeye çalışmışlar. Savcılığa suç duyurusunda bulunuyorum.
Kadın arkadaşlarıma atılan dünkü iftirayı da kendime yapılmış saydım, yarın bu iğrençlikler kime yönelirse kendimi o arkadaşımın yerine koyarım.
Belli ki kumpasçıların başlarını döndüren siyasi hırslarla ayaklar altına alamayacakları hiçbir değerleri kalmamış!
Alçakça bir yalanı bile kurgulayabilme zekasından yoksun kumpasçılar, bahsi geçen dönemde Parti Meclisi üyesi değildim. Bahsi geçen ilde o tarihte hiç bulunmadım.
O dönemde ismi geçen kadın arkadaşımızla tanışık bile değildik. Kaldı ki söz konusu tarih ilk evladım oğlumun yeni dünyaya geldiği ve onu büyüttüğüm süreç olması nedeniyle Partimizde aktif görev almadığım bir döneme denk gelmektedir. Anlatılan senaryonun tamamı yalandır.
Bu nasıl bir sınırsız kötülük anlaşılır gibi değil.
Köşeye sıkışmışlığın rezilliği bu kadar tetikleyebileceğini hayal bile edemezdim. Bunu sadece bugün benim adımın geçtiği olayla ilgili değil son dönemde yaşadığımız tüm iğrenç yaftalamalarla ilgili söylüyorum.
Bu günler geçecek ve namusluların namussuzlardan çok daha güçlü olduğunu herkes görecek.
Hiç kimse bir kadının haysiyetine saldırmayı cezasız sanmasın. Hodri meydan!
Saygılarımla
Gizem Özcan”
CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, arşiv - 48 Haber Ajansı
CHP'li kadın milletvekillerinden ortak açıklama
CHP'li Gizem Özcan'a yönelik ifade sonrası CHP'li kadın milletvekilleri ortak açıklama yayınladı. Açıklama aşağıda;
"Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Milletvekilleri Ortak Açıklamasıdır;
Son günlerde kadınların siyasetteki varlığını hedef alan, ahlak ve vicdan sınırlarını aşan saldırılar; sadece belirli kişilere değil, siyasetin onuruna, kadınların kamusal yaşam mücadelesine ve demokratik siyasete yönelmiş organize bir itibarsızlaştırma girişimidir.
Bizler, kadın milletvekilleri olarak; sistematik hale gelen hakaret dilini, yalanı, iftirayı ve kadın siyasetçiler üzerinden yürütülen linç kampanyalarını en güçlü şekilde kınıyoruz.
Türkiye siyasetinde geçmişte de sert tartışmalar yaşanmıştır. Ancak bugün gelinen noktada hakaretin, yalanın ve iftiranın olağanlaştırıldığı; ailelerin, çocukların ve kişisel hayatların hedef haline getirildiği zehirli bir siyasi iklim yaratılmıştır. Kadın siyasetçileri susturmayı, itibarsızlaştırmayı ve toplum önünde yalnızlaştırmayı amaçlayan bu kirli anlayışı kabul etmiyoruz.
Kadın siyasetçilerin namusuna, ahlakına ve kişilik haklarına yönelik alçakça saldırılar hiçbir koşulda kabul edilemez. Kadınların siyaset yapma hakkını baskı altına almak, onları aşağılık ithamlarla hedef göstermek ve kamuoyu önünde itibarsızlaştırmaya çalışmak; demokratik siyasete vurulmak istenen ağır bir darbedir. Çünkü hedef yalnızca bugün görev yapan kadın siyasetçiler değildir; hedef, yarının kadın siyasetçileridir.
Kadınların siyasette daha fazla yer almasını engellemek, genç kadınlara “bedeli ağır olur” mesajı vermek isteyenlere açıkça söylüyoruz: Başaramayacaksınız.
Bir insanın onuruna, ailesine, hayatına ve emeğine yalanlarla saldırmak; yalnızca siyasi bir çirkinlik değil, aynı zamanda büyük bir vicdan ve ahlak sorunudur. İnancı, ahlakı ve toplumsal değerleri dilinden düşürmeyenlerin; iftira karşısında sessiz kalması, hatta bu kötülüğü desteklemesi kabul edilemez.
Yargı eliyle siyaset dizayn edilirken, kadınların siyasetteki varlığını hedef alan bu karanlık dil; bizleri korkutamayacak, susturamayacak ve geri adım attıramayacaktır. Tam tersine, kadınların eşit temsil mücadelesini daha da büyütecek; dayanışmayı daha da güçlendirecektir.
Kadınların kamusal yaşamda, karar alma mekanizmalarında ve siyasette eşit biçimde yer alma hakkı; hiç kimsenin karalama kampanyalarıyla engellenemeyecek kadar meşru ve güçlüdür.
Bugün kadın siyasetçilere yöneltilen saldırılar karşısında sessiz kalmayan herkes, aynı zamanda demokratik toplum düzenine de sahip çıkmaktadır. Bu ülkenin vicdanına, kadınların dayanışmasına ve halkımızın sağduyusuna güveniyoruz.
Kadınları hedef gösterenlerden, nefret dilini büyütenlerden ve iftirayı siyaset yöntemi haline getirenlerden hukuk önünde ve toplum vicdanında mutlaka hesap sorulacaktır.
Ortaya atılan tüm yalanlar, hakaretler ve kişilik haklarına saldırı niteliğindeki ifadeler hakkında gerekli suç duyuruları yapılmıştır. Başlatılan yargı süreçlerinin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, kadınların onurunu ve siyaset yapma hakkını hedef alan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz."